Beyin Dalgaları

Beyin yüzeyinden ya da kafanın dış yüzeyinden yapılan elektriksel kayıtlar, beyinde sürekli bir elektriksel aktivitenin bulunduğunu göstermektedir. Bu elektriksel aktivitenin hem şiddeti hem de modeli büyük ölçüde retiküler aktive edici sistemin fonksiyonu sonucu tüm beynin eksitasyon düzeyi ile belirlenir. Şekil 55-4’de gösterilen elektriksel potansiyel kayıtlarındaki dalgalanmalara beyin dalgaları, kaydın tümüne de elektroensefalogram (EEG) denir.

Saçlı deri yüzeyinde beyin dalgalarının şiddeti sıfırla 300 milivolt arasında, frekansı ise, birkaç saniyede bir ile saniyede 50 ya da daha fazla olmak üzere değişmektedir. Dalgaların karakteri büyük ölçüde serebral korteksin aktivite derecesine bağımlıdır ve uyanıklık durumu ile uyku ve koma arasında belirgin olarak değişir.

Çoğu zaman beyin dalgaları düzensizdir ve EEG’de genel bir model belirlenemez. Bununla beraber, bazen belirli bir model ortaya çıkar. Bunlardan bazıları, daha sonra tartışılacak olan epilepsi gibi spesifik anormallikler içi karakteristiktir. Bazıları ise, Şekil 55-4’de gösterildiği gibi, normal şahıslarda da görülür ve alfa, beta, teta ve delta dalgaları olarak sınıflandırılabilir.

Alfa dalgaları, saniyede 8-13 frekanslı dalgalardır ve sakin uyanık, beyni istirahat durumunda olan normal erişkinlerin EEG’lerinde görülür. Bu dalgalar yoğun şekilde oksipital bölgede görülmekle birlikte, zaman zaman saçlı derinin paryetal ve frontal bölgelerinden de kaydedilebilir. Voltajları genellikle 50 milivolt kadardır. Alfa dalgaları uykuda tamamen kaybolurlar, ve uyanık kişinin dikkati bazı özel beyin faaliyetine yöneltildiği zaman alfa dalgalarının yerini frekansları daha yüksek, fakat voltajları beta dalgalarından daha düşük olan asinkron dalgalar alır. Şekil 55-5, basitçe, gözleri parlak ışıkta açıp sonra tekrar kapamanın alfa dalgaları üzerindeki etkisini göstermektedir. Görme uyarılarının, alfa dalgalarını derhal ortadan kaldırdığına ve bunların yerini düşük voltalı, asinkron beta dalgalarının aldığına dikkat ediniz.

Beta dalgaları, frekansları saniyede 14-‘ten daha yüksek ve 2 hatta seyrek olarak 50 kadar olabilen dalgalardır. En sık olarak saçlı derinin paryetal ve frontal bölgelerinden kaydedilirler. Beta dalgaları en çok sinir sisteminin aktivasyonu ya da gerginlik durumunda ortaya çıkar. Teta dalgalarının frekansı saniyede 4 ile 7 arasındadır. Bunlar başlıca çocuklarda paryetal ve temporal bölgelerde görülür. Fakat bazı erişkinlerde emosyonel gerginlik durumu, özellikle, düş kırıklığı ve frustrasyon koşullarında kaydedilir. Bu dalgalar, zevk veren bir deneyimden sonra, hoşa giden ani olarak uzaklaştırılmasıyla frustrasyon durumuna sokulan kişilerin EEG’sinde ortaya çıkar; bu koşullarda yaklaşık 20 saniye süren teta dalgaları görülür. Aynı dalgalar birçok beyin hastalıklarında da kaydedilir.

Delta dalgaları, bunlar EEG’deki saniyede 3.5 frekansın altındaki bütün dalgaları kapsar, frekans bazen her iki-üç sa niyede bir dalganın görüldüğü düşük değerse inebilir: Delta dalgaları, derin uykuda, süt çocuğu çağında ve ciddi organik beyin hastalıklarında ortaya çıkar. Ayrıca, serebral korteksi talamustan ayıran subkortikal kesi yapılmış hayvanlarda da görülür. Şu halde, delte dalgaları, beynin alt bölgelerinden bağımsız olarak, doğrudan korteksin aktivitesiyle ortaya çıkarlar.

DEĞİŞİK TİPTE BEYİN DALGALARININ KAYNAĞI

Beyindeki tek bir nöron ya da sinir lifinin deşarjı başın yüzeyinden kaydedilmez. Bir elektriksel potansiyelin saçlı deriye kadar geçmesi için, sinir dokusunun büyük bölümlerinde eş zaman olarak elektriksel akımların yayılması gerekir. Bunun olabilmesi için iki yol vardır. İlk olarak, çok sayıda sinir lifi birbiriyle sinkron olarak desarj yapar, böylece çok kuvvetli elektrik akımı gelişebilir. İkinci olarak, çok sayıda nöron kısmen deşarj yapar, aksiyon potansiyeli yayılmamakla beraber, nöronların kısmi deşarjı, nöron eksitabilitesini değiştirerek aksiyon potansiyelinde dalgalanmaya neden olabilir. Saçlı deriden kayıtlarla e zaman olarak beyinden elektriksel ölçümler yapılırsa, beyin dalgalarının oluşumunda genellikle ikinci yolun işlediği görülür.

Daha yakından bakıldığında, serebral korteksin yüzeyinin hemen tümüyle, hücreleri korteksin daha alt tabakalarında bulunan nöronların dendritlerinin yaptığı bir ağdan oluştuğu görülür. Sinyaller bu dendritlere ulaştığında, bunlar kısmen deşarj yaparlar. Bu, korteks nöronlarını çok duyarlı bir duruma getirir-yani onları fasilitasyona uğratır ve bu ileri derecedeki duyarlığı belirten negatif potansiyaller eşzaman olarak saçlı deri üzerinden kaydedilir. Serebral korteksin dış dendrit tabakasını uyaran sinyallerin başlıca kaynağı, retiküler aktive edici sistemin yaygın talamokortikal lifleridir. Bu nedenle, beyin dalgalarının şiddeti, retiküler aktive edici sistemin beyin sapı ya da talamus bölümlerinin aktivite derecesiyle yakından ilişkilidir.

Delta dalgalarının kökeni talamustan kortekse giden sinir traktuslarının kesilmesi ile retiküler aktive edici sistemin lifleri bloke edilirse, kortekste delta dalgaları ortaya çıkar. Bu beynin daha alt yapılarından bağımsız olarak-kortikal nöronların kendilerinde delta dalgalarını doğuran sinkronize edici bazı mekanizmaların bulunabileceğini göstermektedir.

Delta dalgaları çok derin “yavaş dalga” uykusunda da görülür. Bu durumda, korteksin, retiküler aktive edici sistemin aktivasyonundan kurtulduğu düşünülmektedir.

Alfadalgalarının kökeni alfa dalgaları talamusla bağlantısı olmayan kortekse görülmez. Keza yaygın talamus nükleuslarının simülasyonu, yaygın talamokortikal sistemde frekansları alfa dalgalarının doğal frekansı olan, saniyede  8 ile 13 arasında dalgaların ortaya çıkmasına neden olur. Böylece, alfa dalgalarının yaygın talamokortikal sistemin spontan aktivitesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu sistem, hem alfa dalgalarının milyonlarca kortikal nöronun sinkron olarak aktive olmasına yol açar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir